064 Korku ile ümit arasında olmak

  

  Değerli okuyucularım, mümin olsun kâfir olsun herkes, kendisini yaratan, dilediği her şeyi yapmaya hiçbir şeyin engel olamaya-cağı, her türlü güç ve kuvvetin biricik sahibi olan Rabbinden çok korkmalıdır. Bu Allah korkusuna Takva denir. Hadis-i şeriflerde:

"Allah korkusu, her hikmetin başıdır." [Taberani]

"İçinizde Allah’tan en çok korkan benim" [Buhari]

"Aklın çokluğu, Allah korkusunun çokluğu ile belli olur." [İ. Muhber]

"Allahü Tealâ'dan hakkıyla korksaydınız, cehilsiz ilme kavuşurdunuz." [İbni Sünni]

"Allah korkusundan ağlayan bir adam cehenneme girmez." [Tirmizî]

"Allah korkusu ile kalbi ürperenin, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür." [Beyheki]

"Müttekilerin hepsi hesapsız Cennete girer." [Taberani] buyruldu.

Ancak mümin, Rabbinden çok korkmakla birlikte, Ulu Allah'ın rahmetinden de asla ümit kesmez. Ayet-i keri-melerde:

"Ey günahı çok olan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah bütün günahları affeder. O, sonsuz mağfiret ve merhamet sahibidir" [Zümer, 53]

"Allah’a iman edip, nimetlerine şükrederseniz, size niçin azap etsin?" [Nisa, 147] buyruldu. Rasulullah Efendimiz de:

"Mümin korku ile ümit arasında bulunursa, Allahü teâlâ, o kuluna ümit ettiğini verir ve korktuğundan onu emin kılar." [Tirmizî] buyurdu.

O sebeple mümin daime korku ile ümit arasında olmalıdır.