156 Namazlardan sonra zikir

  Abdullah ibn Abbas (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre:

"Allah Elçisinin zamanında, farz namazlar bittikten sonra yüksek sesle zikir yapılırdı!" [Buhari, Ezan, 465]

Bir başka riveyette de bu zikir hadisesi şöyle anlatılıyor.

"Abbas oğlu Abdullah (r.a.) dedi ki; Allah Elçisinin zamanında, cemaat farz namazından selam verip ayrılırken Allah’ı anarak seslerini yükseltirlerdi! Duyulan seslerinden, onların namazdan ayrıldıklarını anlardım!" [Buharî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesaî, Taberânî, İbn Hibban, Beyhaki]

Diğer yandan Hz. Ali, bir sabah namazından sonra Küfe mescidinde Ashab-ı Kiramı anlatmak için:

"Sabah olup Allah’ı zikrettiklerinde de, rüzgârlı günde sallanan ağaç dalları gibi sallanırlardı! Gözleri yaşarır ve elbiselerini ıslatacak kadar ağlarlardı!" [İbn Kesir, Ebu Nuaym] diyor. Hadisin ayrıntılı bir sunumunda:

"Hz. Ali buyurdu ki; Allah’a and olsun ki, Allah Elçisinin eshabını gördüm ama ben bugün onlara benzer bir şey görmüyorum! Onlar benzi uçmuş, tozlu ve topraklı, gözlerinin arasında keçinin dizi gibi kararmış noktalar bulunduğu halde sabahlarlardı! Bütün gece Allah’a secde eder ve ayakta dururlardı! Allah’ın kitabını okurlar ve alınlarıyla ayakları arasında uyuklayarak dinlenirlerdi! Sabah olup Allah’ı zikrettiklerinde de, rüzgârlı günde sallanan ağaç dalları gibi sallanırlardı! Gözleri yaşarır ve elbiselerini ıslatacak kadar ağlarlardı! Allah’a and olsun ki, bu topluluk da bilinçsizlik içinde gecelemişler ve sonra da uyumuşlardır." [İbn Kesir, Ebu Nuaym, Ali Muttaki] denilmektedir.

Bu hadis ve Hz. Ali (r.a.) Efendimize ait rivayetlerden anlaşılmak-tadır ki Rasulullah zamanında cemaat her namazdan sonra yalnız tesbihatla yetinmeyip aynı zamanda yüksek sesle de zikir yapıyorlardı.