005  Söze, Allah'a hamd ve Rasulullah'a dua ile başlamak


Değerli okuyucularım,

İnsanın beşinci boyutta olgunluğu yakalaması, ademlikten kurtulup gerçek anlamda bir "insan" olması, içinde bulunduğu "düzen"in yaratıcısı ve sahibi olan Allahü Tealâ'ya ve O'ndan gelen ilahi feyz ve rahmetin bizlere ulaşmasını sağlayan elçilerine inanmasına, O'nları sevmesine ve O'nlara teslim ve tabi olmasına bağlı bulunmaktadır.

Ancak Allahü Tealâ, böyle bir nimeti herkese nasip etmemektedir. Onun için böyle bir nimete kavuşan herkes, bütün hayır ve iyiliklerin asıl sahibi olan Allahü Tealâ'yı çok hatırlamalı, O'na hamd etmeli; ve o rahmetin bize ulaşmasına vesile olan Rasulullah (s.a.v.) Efendimize de dua edip selâm göndermelidir. Hadis-i şeriflerde;

"Bir toplulukta Allahü Tealâ anılmaz ve peygamberine salevat getirilmezse, o topluluk, kıyamette, hasret ve nedamet çekerler." [Tirmizi]

"Allahü Tealâ'yı zikretmeden ve Resulüne salevat getirmeden, toplanıp dağılmak, leşten dağılmak gibidir." [I. Ahmed] buyruldu.

Kabul görmesi için dualarımıza da Rabbimize hamd ve Rasulullah'a salavat ile başlamalıdır. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, namazı kıldıktan sonra acele ile duaya başlayan birini görünce:

"Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü Tealâ'ya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!" [Tirmizi] buyurdu.

Pek değerli Kardeşim, yalnız dualarımıza değil, her türlü konuşma ve hitaplarımıza, ders ve seminerlerimize, konferanslarımıza, vazlarımıza, nasihat ve öğütlerimize, hatta her türlü yazı, mektup, ileti, bildiri ve duyurularımıza da;

"Elhamdülillahi rabbil âlemîn" ve "Essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn"

diyerek Allah'a hamd ve Resulullah Efendimize ve O'nun âline ve eshabına salevat ile başlamalı, yine;

"Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed" "Velhamdülillahi rabbil âlemîn" diyerek bir salevat ve hamd ile sözlerimizi bitirmelidir. Böylece O'nlara olan minnet borcumuzu en güzel bir biçimde ödemiş oluruz.

Allah'a emanet olunuz.

Dr. İsmail Ulukuş