023  Tevhid ne demektir?


Değerli okuyucularım,

Tevhid, Allahü Tealâ'yı zatında, sıfatlarında, ilahlığında ve işlerinde birlemek, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak, yalnız O'na kulluk yapmak demektir.

Allah (c.c.), zatında, isim ve sıfatlarında tektir. Allahü Tealâ'nın Ulu Zatı, mutlak anlamda tek varlıktır. Varlığı kendiliğinden, ezelî ve ebedîdir. O, var olmak için hiçbir şeye gerek duymaz. Görünür ve görünmez tüm alemler O'nun tarafından yaratılmıştır. Hepsinin sahibi O'dur. Yarattığı bu alemlerdeki hiçbir şey, ne özü ve ne de hiçbir niteliğiyle O'na benzemez. Diğer her şey var olmak için O'na muhtaçtır. [Lutfen vücud, kıdem, beka, vahdaniyet, kıyam binefsihi, muhalefetün lil havadıs gibi zati sıfatlarını hatırlayınız.]

"De ki: O Allah bir tektir." [İhlas, 1]

"Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır." [İhlas, 2]

Allahü Tealâ, bu zatî sıfatlarında yarattıklarından hiçbir şeye benzemediği gibi diri olmak, görmek, işitmek, ilim sahibi olmak gibi, yarattığı canlılara da kısmen ve temsilî bir biçimde bahşetmiş olduğu subuti nitelikleri bakımından da yarattığı hiçbir şeye benzemez. Benzerlik yalnızca isim ve işlev bakımındandır. Mahiyet bakımından değildir. Yarattığı canlılardaki bu nitelikler, suret mertebesinde, temsilî, kısmî, izafî, gelip geçicidir. Mahiyet bakımından madde ilişki ve etkileşimlerine dayanan bir özelliktedir. Halbuki Allahü Tealâ'nın nitelikleri tam anlamıyla kâmildir. Her türlü eksiklik ve noksanlıklardan uzaktır. Mahiyetini kimse bilemez. Yarattığı hiçbir şeye benzemez.

"O'nun benzeri olan hiçbir şey yoktur." [Şura, 11]

Allahü Tealâ, işleri bakımından da tektir. Görünür ve görünmez alemleri tek elden yaratmıştır. Onlara belli yaratılış amaçları vermiş, bu amaçlara uygun şekilde biçimlendirmiş, ölçülendirmiş, gerekli nitelik ve yeteneklerle donatmıştır. Onlardan canlı olanları dilediği şekilde üretmekte, yaymakta, rızıklandırmakta, öldürmekte, ihtiyaçlarını karşılamakta, faydalandırarak veya zararlandırarak onları dilediği şekilde terbiye etmekte, yarattığı alemlerde meydana gelecek olayları dilediği şekilde düzenleyip belirlemektedir. Kısaca sahibi olduğu mülkünü dilediği şekilde çekip çevirmektedir. Birçok şeyi de yeryüzünde halifesi kıldığı insan eliyle yaratmaktadır.

"Allah her şeyin yaratıcısıdır." [Zümer, 62]

"Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona 'Ol' dememizdir ve hemen olur." [Nahl, 40]

"Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah'ındır; dirilten ve öldüren O'dur." [Tevbe, 116]

Zatında, sıfatlarında ve işlerinde tek olan Allahü Tealâ, ilahlığında da tektir. Yarattığı görünür ve görünmez tüm alemlerin Rabbidir. Kainat adını verdiğimiz şu görünür alemdeki tüm kuralları o koyduğu gibi, eşref-i mahluk olarak yarattığı insanın evrenle uyumlu doğru yaşama kurallarını da o koymuştur. Allahü Tealâ'nın insanı hayra götüren bu ahkamına uymak, yani kulluk, her insanın vazifesidir. Kurallara uymayanlara dünyada ve ahırette her türlü cezai müeyyideyi uygulamak da O'nun hakkı, yetkisi ve kudretindedir.

"Allah O'dur ki, O'ndan başka ilah yoktur," [Taha, 8]

"Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, ..." [Nisa, 48]

"Yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol." [Zümer, 66]

Değerli okuyucularım, bütün bu anlatılanların özü, "Lâilâhe illallah" sözü ile ifade edilir. Böylece Rabbini bir bilip "Lâilâhe illallah" diyen ve O'na ortak koşmayan herkes, O'nun kurtuluş kalesine sığınmış olur.

Allah'a emanet olunuz.

Dr. İsmail Ulukuş