066  İmansız ölmemek için -2-


Değerli okuyucularım,

İmansız gitmeye sebep olan şeylerden biri de "gaflet"tir. Gaflet, kişinin, dünya hayatının zevk ve sefalarına dalarak Rabbini unutması demektir. Bunun aksi, zikirdir. Yani Rabbini hatırlama.

İnsanların iman ve hidayetten mahrum kalmalarının sebebi, gerçekte, dünya hayatını sevmeleridir. Ayet-i kerimede:

”"...onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahırete tercih etmişlerdir." (Nahl, 107) buyruldu.

İşte insan dünya hayatını sevdiği ve dünya hayatının zevk ve sefalarına daldığı zaman, kalb, tamamen dünya hayatının gerektirdiği arzu ve heveslerle dolar. Bu da insanın Rabbini unutmasına sebep olur. Bir kişi neyi ve kimi seviyorsa, o kişinin kalbi, manevi bir bağ ile, sevdiği o şeylere bağlı olur. O kişinin kalbinde hep sevdiği şeylerin hayal, tasavvur ve görüntüleri bulunur.

Ölümden önce görülen sekaret hali, bir çeşit uyku halidir. Kişi, kalben neye bağlı ise bu sekaret halinde de onlarla haşir neşir olur. M. Said Arvas Beyefendinin ifadesi ile "insan son demlerinde önem verdiği, değer verdiği şeyleri düşünür ve ruhunu o düşünce ile teslim eder..." "Gaflet"in ilacı ise "Zikir"dir. O sebeple son demlerimizde Rabbimizi düşünüp ruhumuzu O'na imanla teslim edebilmek için Allahü Tealâ'yı çok hatırlamalıdır.

Allahü Tealâ, Kendisinin hatırlanmasına çok önem vermiştir. Ayet-i kerimelerde:

"Siz Beni anın ki Ben'de sizi anayım." [Bakara, 152]

"Mallarınız ve çocuklarınız, Allah'ı hatırlamanıza mâni olmasın!" [Münâfikûn, 9]

"Sabah akşam, içinden, yalvararak ve korkarak, alçak bir sesle Rabbini an, gâfillerden olma!" [Araf, 205] buyruldu.

Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz de aynı sebeplerle zikre çok önem vermiştir. Hadis-i şeriflerde:

"Allah’ı zikreden ile etmeyenin misâli, diri ile ölünün misâli gibidir." [Buhari]

"Size mecnun deninceye kadar Allahü Tealâ'yı çok anın!" [Hakim]

"Gece ibadet edemeyen, malını hayra sarf edemeyen kimse, Allahü Tealâ'yı çok ansın!" [Bezzar]

"Gaflet halinde iken Cenab-ı Hakk'ı zikrederek gafletten kurtulan kimse, Allah yolunda cihad eden mücahid gibidir." [Dâmâd]

"Size amellerinizin en hayırlısı, en temizi ve derecelerinizi en fazla yükseltenini, size verilen altın ve gümüş tasaddukundan daha hayırlı olan bir ameli, hatta düşmanlarınızla karşılaştığınız vakit onların boynunu vurmanızdan veya şehid düşmenizden daha hayırlı bir ibadeti haber vereyim mi? İşte o zikirdir. O halde Allah'ı çok anınız." (İbni Hıbbân)

buyruldu. Ayrıca en güzel zikrin de "Lailahe illallah" denilerek yapılacağı da bildirildi.

"Zikrin en faziletlisi Lailahe illallah demektir." [Nesai]

Allah'ı hatırlayarak, gizli veya açık bu sözü çok söylemelidir.

Değerli okuyucularım,

İmansız gitmeye sebep olan şeylerden biri de, "namazı terk etmek"tir.

İslam İtikadı üzerinde araştırmalar yapan ehl-i sünnet bilginleri, iman ve ibadetlerin farklı şeyler olduğu, ibadeti terk etmekle insanların dinden çıkmayacakları, günahlarının cezasını çektikten sonra da yine cennetle ödüllendirilecekleri konusunda mutabakata varmışlardır. Nitekim Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz de hadis-i şeriflerinde:

"Lailahe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kâfir demeyiniz! Buna kâfir diyenin kendisi kâfir olur." (Buhari)

"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." (Tirmizi) buyurdu.

Ancak namaz konusunda tam bir mutabakat hasıl olmamıştır. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz hadis-i şeriflerinde:

"Bizimle kâfirlik arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur." [Nesai]

"İman, namaz demektir. Namazı itina ile, vaktine ve diğer şartlarına riayet ederek kılan, mümindir." [İbni Neccar]

"Namazı kasten terk eden kâfirdir." [Taberani]

"Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur." [Beyheki]

"Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir." [Taberani]

buyurdular.

Bu hadis-i şeriflerden anlaşılıyor ki Namaz ibadeti, diğer ibadetler gibi olmayıp kişinin imanını ve dindeki sadakatini ortaya koyan çok önemli göstergelerden biridir. İslam büyükleri, namazı terk etmenin imansız gitmeye sebep olacağını bildirmişlerdir.

İşte o sebeple, imansız gitmemek için, çok büyük bir zorunluluk olmadıkça namazı terk etmemeli, zaruretler sebebiyle kılamadığı namazları da fırsat bulduğu ilk vakitte kaza etmeye çalışmalıdır.

Allah'a emanet olunuz.

Dr. İsmail Ulukuş