077  Ölüm hastasına yardım -2-


Değerli okuyucularım,

Küfürden dönüş için ölümü beklememelidir. Küfürden dönüşün tevbesi önce (imanın şartlarında belirtilen altı şeye) kalben inanmak sonra da bu inancını şahadet kelimesi ile insanlara duyurmakla olur. Ancak can boğaza geldikten sonra, bu iman ve ikrar kabul görmez. Ayet-i kerimelerde:

"Kötülükleri işleyip dururken, ölüm gelince; 'Şimdi tevbe ettim' diyenler ile, kâfir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir." [Nisa, 18]

"Firavun boğulacağı an, 'İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım, artık ben de Müslüman oldum' dedi. Ona, 'Şimdi mi inandın, daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin' dendi." [Yunus, 90-91]

"Artık o çetin azabımızı gördükleri zaman, Allah’a inandık derler. Fakat o zaman inanmaları bir fayda vermez." [Mümin, 84]

Ancak Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, can boğaza gelmeden, ömrün son saatlerinde bile yapılan tevbenin kabul edileceğini bildirdi:

"Can boğaza gelmediği müddetçe, kulunun tevbesini [iman etmesini] Allahü tealâ kabul eder." [Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbn Mace]

"Ölümünden bir saat önce, tevbe eden kimsenin tevbesi [iman etmesi] kabul olur." [İ. Ahmed]

Fakat, değerli okuyucularım, imanı da, günahlar için yapılan tevbeyi de ömrünün sonuna bırakmamalıdır. Birçok kişi dini imanı yalnız ahıret hayatı için gerekli bir şey gibi görüyor, "Şimdi hayatımızı keyfimizce yaşayalım, sonra dinî vecibelerimizi yerine getiririz" diye düşünüyorlar. Şeytanın vesvesesi olan böyle bir düşünce insanın en büyük felaketidir. İnsanın dinî yükümlülükleri buluğa ermesi ile başlar. Kişi buluğa erdiği andan itibaren yaptığı her davranışın ve ağzından çıkan her sözün hesabını verecektir. Ayrıca Rasulullah Efendimiz:

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz" [Mirkâtü’l-mefâtîh] buyurdu.

O sebeple imanı, iman ikrarını ve tevbeyi asla geciktirmemelidir. İman, bütün hayırların başıdır. Kâmil bir iman da ancak Riyazet (haramlardan sakınma) ve Mücahade (ibadet ve taat) ile nefsini temizleyerek; ve Allahü tealâ'nın her an hatırlanması ile kalbini masivadan arındırarak elde edilir. İnsan günlük hayatında din-i mübini yaşamaz ise şek ve şüphelerden arınmış kâmil bir iman nasıl elde edilir? Nefsimizin sesine kulak vererek kendimizi kandırmayalım. Nefsin istekleri sonsuzdur. Bunlar bitmez. Birisini yerine getirirsin, bir başka şey ister. Onu yaparsın, bu defa da bir başka şey ister. Bu sonsuza kadar devam eder. Eğer insan nefsinin bu isteklerini, Allahü tealâ'nın koyduğu kurallar ise sınırlandırmasını bilemez ise felakete sürüklenir. Bütün hayırlar insanın Rabbine teslim ve tabi olması ile ortaya çıkar. Nefsi insanın en büyük düşmanıdır. Allahü tealâ kutsî hadiste:

"Nefsine düşmanlık et, çünkü o benim düşmanımdır" buyurdu. Rasulullah Efendimiz de:

"İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir, sonra çoluk çocuğu gelir." [Deylemi] buyurdu.

Nefis, çok azgındır. Bir kere insanı kendi arzuları peşinde sürüklemeye başladı mı elinden kurtuluş çok zordur. Nefsin bu kontrolsüz arzuları olmasa, kötü arkadaşlar da şeytan aleyhillane de insana fazla zarar veremezler. O sebeple insan, yaşı kaç olursa olsun, ömrünün hangi aşamasında olursa olsun, nefsinin elinde oyuncak olmamalı, bir an önce tevbe etmeli, Rabbinin rahmetine dönmelidir. Ayet-i kerimede:

"Allah katında makbul olan tevbe o kimselerin yaptığıdır ki, onlar cahillikleriyle bir kötülük işlediklerinde, acele olarak tevbe ederler. İşte Allah böyle kimselerin tevbelerini kabul buyurur." [Nisa, 17] denildi.

Değerli okuyucularım, Allahü tealâ'ya kötü zanda bulunmamalıdır. O, yarattığı insanın en büyük dostudur. O'nun koyduğu her kural, bizlere yaptığı her teklif, koyduğu her yasak, verdiği her buyruk ve bizlerden yapmamızı istediği her ibadet ve taat, insanın iyiliği ve insanı kâmil bir varlık haline getirmek içindir. O, adildir. Rahmet, merhamet ve şefkat sahibidir. Peygamberler de dahil tüm insanlar ancak O'nun rahmetiyle kurtuluşa ererler.

Özellikle ölüm hastası Rabbinin rahmetinden umutsuz olmamalı, O'na kavuşmayı arzulamalıdır. Ölüm hastasının yanında, onu ümitsizliğe düşürecek, Rabbinin rahmetinden ümit kestirecek sözler söylememelidir.

Hadis-i kutsîde:

"Kulum, beni nasıl umarsa, onu öyle karşılarım. Öyle ise, benden hep iyilik bekleyiniz!" buyruldu.

Hadis-i şeriflerde de:

"Allahü tealâdan iyilik umarak can veriniz!" [Seadet-i Ebediye]

"Bir kimse, Allahü tealâya kavuşmağı severse, Allahü tealâ da ona kavuşmağı sever" [Seadet-i Ebediye] buyruldu.

Allah'a emanet olunuz.

Dr. İsmail Ulukuş