097  İlmin Önemi


Sevgili okuyucularım,

Dinimiz okumaya, araştırmaya ve ilme büyük önem vermiştir. Nitekim Cenabı Hak, ilk inen ayetlerde Hz. Peygamber ve onun şahsında tüm Müslümanlara okumayı emretmiş, onları kalemle yazmaya ve ilimde gelişip yetkinleşmeye teşvik etmiştir. Allah Teala şöyle buyuruyor:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” tan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”(ALAK SURESİ - 1/5. AYETLER)

İlk vahyin “oku” emriyle başlaması ve bu emrin beş kısa ayet içinde iki defa tekrar edilmesi, okumanın ve ilmin dinde ve insan hayatında ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Ayet-i kerimede Hz. Peygamber’e emredilen okumanın konusu belirtilmemiştir. Çünkü okunması istenen yalnızca kendisine indirilen vahiyle sınırlı olmayıp, başta kozmik âlemdeki ayetler olmak üzere, okunması yani üzerinde inceleme yapılıp zihin yorularak hakkında bilgi edinilmesi, ders ve ibret alınması gereken her şeyin tanınması, hakikatinin anlaşılıp kavranması istenmektedir. Kuşkusuz, yaratanı tanımak, bilimin de dinin de temelini teşkil eder. Bu sebeple “Yaratan rabbinin adıyla oku” buyrularak Hz. Peygamber’in okuma faaliyetine veya herhangi bir işe, başka varlıkların adıyla değil, yaratan rabbin adıyla başlaması ve O’ndan yardım istemesi emredilmiştir. Ayete “Yaratan Rabbinin adına oku” şeklinde de mana verilebilir. Sonuçta okumanın (veyaherhangi bir faaliyetin) Allah’ın adıyla, Allah için ve Allah adına yapılması emredilmiştir. Ayette “Yaratan rabbinin adıyla oku” buyrularak özellikle yaratma sıfatına vurgu yapılmıştır. Çünkü hem insandaki okuma yeteneği ve imkânını hem de onun okuduğu, incelediği, anlamaya ve kavramaya çalıştığı objeleri, nesneleri yaratan Allah’tır. İnsan, bilgi edinme sürecinde Allah’ın verdiği imkân ve yetenekleri kullanmakta, O’nun yarattığı şartlarda ve onun yarattığı varlıklar üzerinde bilimsel inceleme ve araştırmalar yapmaktadır. Durum böyle iken, yani O’nun yarattığı yeteneklerle O’nun yarattığı varlık âlemini incelerken, bütün bu lütufları görmezlikten gelerek Allah’a şükretmemek, O’nu tanımamak, üstelik bunu bilim adına yapmak büyük bir nankörlüktür.

Bir başka ayet-i kerimede Allah’tan haşyet duymanın (O’na derin saygı göstermenin) ancak ilimle olacağı ifade edilmektedir:

“Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar.”(FATIR SURESİ – 28. AYET)

İnsanın diğer varlıklardan üstünlüğü ilimle olduğu gibi insanlar arasında üstünlük ölçüsü de ilimledir. Kur’an şöyle buyurur:

“De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (ZÜMER SURESİ – 9. AYET)

“Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.” (MÜCADELE SURESİ – 11. AYET)

Hz. Peygamber (SAV)’e şu duada bulunması emredilmektedir:

“Rabbim! İlmimi arttır de.” (TÂ-H SURESİ – 114. AYET)

"Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır." [Müslim:zikr,11] Başka bir hadis

İlim amellerin en faziletlisidir. Bu faziletinden dolayıdırki ilim; dünya ve ahiret saâdetinin anahtarı olarak kabul edilmiştir. ”. İslâm dininde ilim, Allah`ın rızasını kazanmak ve amel etmek için öğrenilir. İnsanoğlu için gerçek hayat, ilim ve irfanla kâim olacağından, öğrenmeyi ve öğretmeyi ihmâl edenler, hayatta dahi olsalar ölü sayılırlar. Öğrendiği bilgi, kendisini hakîkate ulaştırmayan kimse, o bilginin ancak hammalıdır. İlim bitip tükenmeyen bir hazinedir. İlim hak ile batılı birbirinden ayırmanın yegâne yolu ve vasıtasıdır. İlmi öğrenip korumanın yolu; o ilmin gereği ile amel edip, onu hayata geçirmek ve uygulama alanına koymaktır.

Bütün bunlarla beraber Sevgili Peygamberimiz (sav)

“Allahım! Faydasız ilimden, sana sığınırım.” (İbnMâce, Mukaddime 17 (224)

Buyurarak ilmin de faydalı olanına bizi yönlendirmiştir.

İlim, cennete giden bir yoldur, gurbette arkadaşdır, yalnızlıkta sırdaşdır, iki cihanda kurtuluştur, düşmana karşı siperdir, insan için hayâdır, gözler için ziyadır Nasılki insanın ölmemek için, yiyip-içmesi gerekirse, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirebilmesi için de, dinini, imânını öğrenmesi, ilim tahsil etmesi gerekir Ecdadımız zaman zaman toplanıp okurlar müzakere ederler, dinlerini öğrenirler ve çoluk çocuklarınada öğretirlerdi Onlar İslâmı hem öğrenerek, hemde yaşayarak bize örnek ve önder oldular ve İslâmiyet’i, bizlere bu şekilde doğru bir şekilde ulaştırdılar

Lokman Hekim'in oğluna şöyle vasiyette bulunduğu söylenir: "Yavrucuğum! İlim meclis ve sohbetlerine devam et. Çünkü Allah Teâlâ, toprağı gök sularıyla dirilttiği gibi, kalpleri de ilim ve hikmet nurlarıyla diriltir."

Feth el-Musilî’de şöyle demiştir: "Hasta yemeksiz, susuz ve ilaçsız kaldığında öldüğü gibi, kalb de ilim ve hikmetsiz ka¬lırsa ölür."

İmam Şâfiî (hz.) de şöyle demiştir: “İlim tahsil etmek, bütün nafile ibadetlerden daha faziletlidir.

"İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." [Müslim:vasiyyet,14]

İlim yolu zordur, meşakkatlidir. İlme, zorlukları aşmasını bilen sabır ve sebat gösterebilen kimseler nail olurlar. İlmin başı acı, sonu ise tatlıdır.

Rabbimiz öğrendiğimiz bilgilerle Sünnet-i Seniyye’ye uygun amel etmemizi , gösteriş ve riyadan uzak olarak bildiklerimizle amel edip çocuklarımıza ve insanlığa örnek olacak hakiki mü’minlerden olabilmemizi nasib eylesin…