009  Dünyayı nasıl kontrol ediyorlar?


Değerli okuyucularım,

Küresel Derin Devlet, yüzyıllardır yeryüzündeki devletleri ayakta tutan bütün değerleri darmadağın ederek onları nasıl kontrol altına aldı, şimdi bir de ona bakalım:

"Muayyen bir plan olmaksızın hüküm sürmek imkânsızdır."

"Hükmetmek isteyen kimse hem kurnazlığa hem de yapmacıklığa baş vurmalıdır. Açık sözlülüK ve dürüstlük gibi halk arasında meziyet sayılan vasıflar siyasette kusurdurlar."

"Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik kelimeleri şuursuz ajanlarımız sayesinde,.. insanların refahını kemiren, her tarafta sulhu, sükuneti, dayanışmayı, yok eden, devletlerin bütün müesseselerini tahrip eden mahvedici kurtçuklar oldular."

"Sözde zeki insanlar, ilim sahipleri, bu mücerred kelimelerin hakiki mânâlarını anlayamadılar... Görmediler ki mahlûkat arasında eşitlik yoktur ve hürriyet olamaz. Yaratılıştan akıl, seciye ve kabiliyetler eşit değildir."

"Hürriyet, gerçekleşmesi imkânsız bir idealdir. Çünkü kimse onun ölçülü olarak nasıl kullanılacağını bilmez. Halka muayyen bir müddet için kendi kendisini idare etme yetkisi vermek, onları düzensiz bir güruh haline getirmeğe yeter. Ondan sonra orada öldürücü bir didişme ortaya çıkar ve kısa zamanda sınıf mücadelesine dönüşür. Bu durumun içinde devletler yanıp yok olur."

"Avam (halk) vahşîdir ve vahşetini her fırsatta gösterir. Avam, hürriyeti ellerine aldığı an o hürriyet çabucak vahşetin en yüksek derecesi olan anarşiye dönüşür."

"Hürriyet kelimesi; insan topluluklarını her kuvvete, her çeşit otoriteye, hatta Allah'a ve yaratılış kanunlarına karşı savaşa sevkeder."

Bunun içindir ki biz devletimizi kurduğumuz zaman, zalim bir prensip ifade eden ve kitleleri kana susamış hayvanlar haline getiren bu kelimeyi hayat lûgatından silmeğe mecbur olacağız."

"Bilinmelidir ki avamın kuvveti kör, hissiz ve akılsızdır. Daima herhangi bir taraftan gelen telkinlerin elinde kalır. ... Binaenaleyh büyük bir zeka sahibi olsalar bile avamın fertleri ve halk arasından çıkan sonradan görme kimseler henüz siyasetten anlamadıklanndan bütün milleti mahva götürmeksizin kitlenin liderleri olarak ileri çıkamazlar."

"... insanlara sadece küçük ihtirasları, önemsiz kanaatlari, adetleri, an'aneleri, hissî nazariyeleri rehberlik ettiğinden parti anlaşmazlıklarına düşerler."

"Kendi haline, yani aralarından çıkan sonradan görme kimselere bırakılan halk, iktidar ve itibar elde etmeğe çalışmanın tahrik ettiği parti çekişmeleri ve bundan doğan karışıklıklarla kendisini mahva götürür. Halk kitlelerinin sükunetle ve küçük kıskançlıklardan arî olarak karar vermesi ve şahsî menfaatları ile karıştırmadan memleket işleri ile uğraşabilmesi mümkün müdür?"

"Halk temsilcilerinin bu değiştirilme imkânı, onları bizim emirimize tabi hale getirdi ve böylece bize onları tayin etme kuvveti verdi."

"Bugün biz enternasyonal bir güç olarak yenilmez bir durumdayız. Çünkü herhangi bir devletin hücumuna uğrarsak diğer devletler tarafından destekleniriz."

"Siyasette başarının başlıca sebebi teşebbüslerindeki gizliliktir."

"Görünmeyen bir kuvveti kim ve ne gibi bir durumda devirebilir? Bizim kuvvetimiz tamamen böyle bir kuvvettir."

Değerli okuyucularım, kuşkusuz insanların huzur ve güven içinde yaşamaları, adalet ve hakkaniyet ölçüleri içinde, iyiler lehine ve kötüler aleyhine kullanılan bir devlet otoritesine bağlıdır. Şimdi şehirde huzur ve güven içinde yaşayan 10 bin nüfuslu bir semt düşünün. Burada bir tane hırsız çıksa, o bir tek hırsız yüzünden o semtte yaşayan bütün insanlar tedirgin olurlar ve kapılarını kilitleyerek yatmak zorunda kalırlar. Eğer devlet, "güvenlik güçleri" ve "hukuk sistemi"ni kullanarak o bir kötüyü toplumdan çeker alır ve cezalandırırsa toplum yine eski huzuruna kavuşur.

Yani toplumları huzur ve güven içinde tutan, adaletle uygulanan bir devlet otoritesidir. Yukarıdaki alıntılardan da açıkça anlaşıldığı gibi, Küresel Derin Devlet, yıllarca bir yandan "özgürlük", "eşitlik", "kardeşlik" sloganlarıyla gerçekte hür ve rahat yaşayan insanları devletlerine karşı kışkırtarak, diğer yandan milletlerin içinde muhalif gruplar oluşturup bunları birbirleriyle savaştırarak devletleri zayıf ve bitap düşürmüş, sonra da onları borçlandırmak suretiyle kontrol altına almıştır.

İşin ilgi çekici yanı şudur ki, bu taktikler, yüzyıllardır değişmeden ayni biçimde uygulanmaktadır. Şu var ki Osmanlı'yı ortadan kaldırmak için "Hürriyet, Müsavat ve Uhuvvet" sloganlarını kullanıyorlardı. Şimdi onların yerine "Daha fazla hürriyet, daha fazla demokrasi ve daha fazla insan hakları" sloganını kullanıyorlar. Ve artık iç karışıklarla zayıflattıkları devletlere karşı askeri kuvvet kullanmaktan da çekinmiyorlar.

Allah'a emanet olunuz.