010  Böl, yönet! Borçlandır, taviz kopar!


Değerli okuyucularım,

Bir yandan eşitlik, özgürlük, demokrasi, sivil itaatsizlik gibi sloganlarla insanları devlet otoritesine karşı itaatsizlik ve başkaldırmaya teşvik eden Küresel Derin Devlet, diğer yandan millet içinde birbirine muhalif topluluklar oluşturup bunları birbirleri ile savaştırmak suretiyle karmaşa yaratmaya ve böylece devletleri zayıf düşürmeye çalışır. Bu taktikleri yüzyıllardır hiç değişmemiştir:

"... onların hepsini birbirine muhalif hale getirdik."

"...iktidar mevkiini her ihtiras için hedef haline getirdik."

"Çok konuşan gevezeler parlamento oturumlarını ve yönetimle ilgili toplantıları konuşma müsabakası haline çevirmektedir. Atılgan gazateciler ve vicdansız yazarlar her gün idareci memurlara saldırıyorlar."

"Biz, onların şahsî ve kavmî hesaplarını, son yirmi yüzyıl boyunca besleyip çok geliştirdiğimiz dinî ve ırkî kinlerini birbirlerinin karşısına çıkardık."

Değerli okuyucularım, yüzyıldan çok bir zaman önce söylenmiş bu sözler, sizce bugünün Türkiye'sindeki olaylarla birebir örtüşmüyor mu? Demek ki yüzyıllar boyu uyguladıkları yöntemlerle hâlâ kendileri açısından mükemmel sayılabilecek sonuçlar almaya devam ediyorlar.

Küresel Derin Devletin bütün bunları yaparken yararlandığı en büyük destek ve manipulasyon araçlarından biri, kuşkusuz "medya"dır.

"Bugünün devletlerinin elinde büyük bir kuvvet vardır ki halkın içinde düşünce hareketleri meydana getirir. Bu, basındır. Basının rolü devamlı olarak ihtiyaçları zaruri imiş gibi göstermek, halkın şikayetlerini ifade etmek ve hoşnutsuzluk meydana getirmektir."

"Fakat devletler bu kuvvetin nasıl kullanılacağını bilmediler ve o kuvvet bizim ellerimize geçti. Basın vasıtası ile kendimiz gölgede kalarak tesir yapmak gücünü kazandık. Her ne kadar kan ve göz yaşı deryaları içinde toplamağa mecbur olmuş isek de basın sayesinde altını elimize geçirdik."

"Biz ihmal edilebilecek birkaç istisnası ile şimdiden tamamen ellerimizde olan basın vasıtası ile gizlice suflörlük ettiğimiz ve kamuoyu olarak takdim edeceğimiz şeyle, .. planımızın gösterdiği yönde faaliyette bulunmaya hükümetleri mecbur etmeliyiz."

Aynen dedikleri gibi de yapıyorlar...

Değerli okuyucularım, kuşkusuz, bu sözlerin sarfedildiği günlerden bu yana iletişim araçları ve medya unsurları çok çeşitlenmiş, bunların kapsama alanları oldukça genişlemiş ve elbette Küresel Derin Devletin insanlık üzerindeki kontrol ve yönlendirme etkinliği de o oranda artmıştır. Artık evlerimizin en ücra köşelerinde, çalışma masalarımızda, hatta ceplerimizde bulundurduğumuz cihazlarla beyinlerimize istedikleri fikirleri telkin etmek olanağına sahiptirler.

Kuresel Derin Devlet, bir yandan medya ile toplumların fikir ve kanaatlerini kendi istekleri doğrultusunda dizayn ederken diğer yandan karmaşa içinde sıkıntılara sürüklenen devletleri borçlandırılarak onları istediği gibi kontrol etmektedir:

"Bir devlet kendi sarsıntıları içinde kendini tüketse, veya dahili anlaşmazlıkları onu dış düşmanlarından zayıf duruma getirse telafi edilemez bir kayba uğramış sayılabilir: O bizim hakimiyetimize girmiştir. Tamamile bizim ellerimizde olan sermayenin istibdadı, ona bir saman çöpü uzatır. Devlet ister istemez ona sarılır."

"Her çeşit borç alma, devletin zayıflığını ve devlet yetkilerinin anlaşılmasının eksikliğini ıspat eder. Ödünç alma durumları tebalarından geçici bir vergi alma yerine el açarak bankerlerimize gelip dilenen hükümdarların başlarının üzerinde bir Demokles'in kılıcı gibi asılıdır."

"Bir borçlanma borç alınan sermaye meblağı üzerine bir yüzde nisbetinde faiz ihtiva eden tahvil çıkarılmasıdır. Eğer borçlanma yüzde beş nisbetinde bir yükümlülük taşırsa bu halde yirmi sene içinde devlet borç alınana eşit bir meblağı boş yere faiz olarak öder."

"Bu hesaptan açıkça anlaşılır ki herhangi bir çeşit fert başına vergilendirme ile devlet, vergi ödeyen fakirlerin son kuruşlarını kendi ihtiyaçları için faizsiz olarak toplayacağı yerde borç para aldığı zengin yabancılar ile hesaplaşmak için ceplerinden almaktadır."

"Onların bizden faizli olarak borç almaları ve bu paraların hepsinin bizimle hesap görmek için aynen ve üstelik faiz de eklenerek kendi devletlerinin cebinden alınması gerekeceğini hiç düşünmemeleri vakıasında belli olduğu gibi onların safi vahşî hayvan beyinlerinin düşünce kuvvetinin gelişmemiş olduğu ne kadar açıktır. İhtiyaçları olan parayı, bizzat kendi halklarından almalarından daha basit ne olabilirdi."

Ne kadar doğru bir söz!.. Gerçekten devletler neden ihtiyaçları olan parayı kendi halklarından almaz da Küresel Derin Devletin bankerlerinden alarak oraya durmadan faiz öderler?!...

Allah'a emanet olunuz.