011  Bir ekonomik kriz nasıl ortaya çıkar?


Değerli okuyucularım,

Küresel Derin Devletin, yüzyıllardır başarı ile uyguladığı kontrol yöntemlerinden biri de ekonomik krizler çıkarmaktır. Peki, ham madde üretilip dururken, fabrikalar bu ham maddeyi halkın ihtiyacı olan ürünler haline getiririp dururken, işçiler çalışıp dururken, insanlar üretilen malları satın alıp dururken, ulaşım ve ticaret aksamadan yürürken, yani bir başka ifadeyle her şey yolunda giderken ekonomik bir kriz neden ve nasıl çıkar? Bu sorunun cevabını yine onların kendi belgelerinden alalım:

"Diğer devletler için meydana getirmekte olduğumuz ekonomik krizler parayı tedavülden çekmekten başka vasıtalarla meydana getirilmiş değildir. Devletlerden parayı çekerek muazzam sermayeleri hareketsiz hale getirdik."

Değerli okuyucularım, para, bir çeşit yoğunlaşmış enerjidir. Onunla her türlü mal ve hizmeti alabilir, keyfinize keyf katabilirsiniz. Nefsine düşkün birçok insanın parayı ilâhlaştırmasının altında yatan ana sebep budur. Paranın girdiği her yerde bir hareket, bir canlılık başlar. Para, adamı, durduğu yerde durdurmaz. Onun için atalarımız para ile ata enerji veren arpa'yı aynı kategoride tutmuşlar ve:

"Arpa atı demşek eder, para adamı yanşak eder." demişlerdir.

Demşek, kıpırdak, yerinde durumayan, çok hareketli demektir; yanşak de çok konuşan, çenesi düşük anlamındadır.

İşte para ve altının önemini çok iyi kavrayan Küresel Derin Devlet, tarih boyunca bu kaynakları daima kendi uhdesinde bulundurmaya çalışmıştır:

"Bütün devlet mekanizmalarının tekerlekleri bir motor kuvveti ile hareket ettirilir ki o bizim ellerimizdedir. Devlet mekanizmalarının bu motoru altındır."

"İkinci olarak söylemeğe mecburum ki dünyadaki bütün para bizim ellerimizde toplanacaktır."

"Biz sanayiin hem emeği hem de sermayeyi araziden çekip çıkarmasını ve spekülasyon vasıtası ile Dünyanın bütün parasının elimize geçmesini bu suretle bütün bizim dışımızdakilerin proleterya (işçi) saflarına atılmasını arzu ediyoruz."

Onlar bütün ekonomik kaynaklarının kendi ellerinde toplanmasını, diğer bütün insanların da onlara hizmet eden işçiler durumuna gelmesini istemektedirler.

"Biz istiyoruz ki Dünyadaki bütün devletlerde, bizlerden başka, ancak proleterya (işçi) sürüleri, bizim menfaatlarımıza bağlı birkaç milyoner, polisler ve askerler bulunsun."

Bu hedefe ulaşmak için kullandıkları en önemli yöntem ise ekonomik krizlerdir. Ekonomik krizlerle, toplumlar fakirleşmekte, buna karşılık krizi atlatmak için devletlerin aldığı faizli paralarla Küresel Derin Devlet, zenginliğine zenginlik katmaktadır.

Ekonomik krizleri oluşturmak için kullandıkları en önemli vasıtalar ise "borsalar", "bankalar" ve "döviz kurları"dır. Piyasada dolaşan paraya, sıcak para denir. Devletin piyasaya sürdüğü para dikkate alınmazsa, tedavüldeki paranın miktarını belirleyen, borsalar ve bankalardır. Onun için Küresel Derin Devlet, son yıllarda borsaların açılması ve bankaların güçlendirilmesi için hükümetlere büyük baskılar yapmıştır. Artık hesapsız paranız varsa siz de bilgisayar başında herhangi bir işletmenin hisse senetlerini ve tahvillerini satın alarak o şirketin üretimini akıl almaz boyutlara taşıyabileceğiniz gibi, paranızı çekip bu hisse senetleri ve tahvilleri elden çıkarmak suretiyle de istediğiniz şirketi veya devleti krize sokabilirsiniz. Yani sözün kısası bu işler artık zahmet gerektirmemekte, Küresel Derin Devletin spekülatörleri tarafından masa başında yapılmaktadır.

Değerli okuyucularım, Küresel Derin Devletin, dünya egemenliği projesi için yaptığı bütün uygulamaların özü, devletlerin içindeki "kendi çıkarı için her şeyi yapabilecek aşağılık insanları" ve "medya"yı kullanarak nifak ve karışıklıklar çıkarmak ve bu karmaşa ortamında da deveyi hamuduyla götürmektir.

"Eğer dünyada karışıklıklar büyüyorsa bunun mânâsı şudur ki onun büyük dayanışmasını parçalamak için bunları biz tahrik etmişizdir. Bunların arkasından bir entrika ortaya çıkarsa o zaman bu entrikanın başı bizim en güvenilir hizmetkârlarmızın birisinden başkası olmayacaktır."

Bunun için dünya savaşı çıkarmaktan bile asla çekinmezler.

"Bize karşı muhalefet hareketlerinin hepsine, buna cür'et eden memleketin komşularının ilan edeceği bir harb ile cevap verme durumunda olmalıyız. Fakat eğer o komşular da bize karşı gelme tehlikesine atılırlarsa o zaman bir Dünya harbi ile mukavemet göstermeliyiz."

Lütfen çıkardıkları iki büyük dünya savaşını hatırlayın. Onlar bu savaşlardan sonra yeryüzündeki hakimiyetlerini iyice pekiştirmişlerdir. Şakaları yoktur. Milyonlarca kişinin kanı ve canı pahasına da olsa üçüncü bir dünya savaşını çıkarmaktan asla çekinmezler. O sebeple devletleri yöneten liderler uyanık olmalı, bunların oyununa gelmemeli, milletlerine ihanet edip milyonlarca insanın vebalini üzerlerine almamalıdırlar. Sonra bunun hesabını Allah'a veremezler.

Allah'a emanet olunuz.