022  PKK silah bırakmaz


Değerli kardeşim,

Bildiğiniz gibi bu güçsüz, aziz Milletimizi ilgilendiren konular dışında, siyasî yazılar yazmıyorum. Siyaset "idare sanatı" demektir. Ancak Küresel Derin Devlet tarafından Türkiye'de siyaset, "politika" olarak uygulanmaktadır. Politika Yunanca kökenli bir kelime olup "çok yüzlülük" demektir. Bunun İslam'daki adına "Riyakârlık" denir. Bir başka ifade ile artık insanlarımız riyakârlıkla idare edilir hale gelmiştir.

Son yıllarda ülkemiz Küresel Derin Devlet tarafından büyük bir kargaşanın içine itilmiş, insanlarımızın zihinlerinde büyük bir kafa karışıklığı yaratılmış, insanlarımız kimlik kavgasına düşürülmüş, aziz Milletimiz bölünüp parçalanmak gibi bir durumla karşı karşıya getirilmiş bulunmaktadır. Vatan topraklarının bir bölümü, Küresel Derin Devletin kontrolündeki bir zulüm ve eşkıya örgütüne teslim edilmiş, şimdi de yıllardır binlerce insanın kanına giren, yüzbinlerce insanı yerinden yurdundan eden bu terör örgütüyle pazarlıklar yapılıp onun istekleri doğrultusundan çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Teröre teslimiyet ve onun gayelerinin gerçekleşmesine yardım, insanlarımıza "çözüm" olarak sunulmaktadır. Ve bunun akan kanı durduracağı, şehit analarının artık ağlamayacakları iddia edilmektedir.


# PKK silah bırakmaz

Öncelikle şunu hemen belirteyim. Birazcık askerlik bilgisine sahip olan hemen herkes çok iyi bilir ki, her silahlı hareket, bir stratejik hedefi gerçekleştirmek üzere oluşturulur. Aşağıda da ayrıntılı şekilde anlatacağım gibi, PKK, Küresel Derin Devlet tarafından oluşturulmuş bir silahlı harekettir. Bu hareketin yakın hedefi, ülkemizin bir bölümünü ayırıp orada bir "Kürt Devleti" kurmaktır. Nihai ve asıl amacı ise "vadedilmiş toprakları" ele geçirmektir." Bunların haritalarını yıllarca önce ABD'deki kendi yayın organlarında yayınlamışlardır. Daha birkaç gün önce arkadaşlarıma gönderdiğim, üzerinden 65 yıl gibi uzun bir zaman geçtiği için artık gizliliği kaldırılmış bulunan 1948 tarihli CIA belgesinde de bu durum açık bir şekilde görülmektedir. Bu hedef gerçekleşmeden PKK asla silah bırakmaz. Sayın Başbakanımızın "Silahlarını bırakıp gitsinler" sözüne "Silahlarımızı bırakmayacağız" cevabını vermeleri de bunu kanıtlamaktadır.

Bu hareketin gerçekleştirmeye çalıştığı olgu, artık, siyasilerimizin ve medyamızın büyük çabalarıyla önemli oranda olgunlaştırılmış ve belli bir aşamaya getirilmiştir. Şu anda "çözüm süreci" diye insanlara takdim edilen, aslında "PKK'nın meşrulaştırılma süreci"dir. Anayasa değişikliği ile bunun hukukî zeminini de hazırlanabilirse mesele bitmiş olacaktır. Sonunda Irak'ta yapıldığı gibi önce özerk bir eyalet yapısı ya da belki de Suriye ve Irak'taki Kürt bölgelerini de içine alan federatif bir yapı oluşturulacak, sonra da basit bir halkoylaması ile, ya da bu federe devletin yetkileri çaktırmadan yavaş yavaş artırılarak ayrı bir devlet haline getirilecektir. Yapılmak istenen bu kadar açıktır. Böylece Dünya Derin Devletinin Sevr Anlaşması ile gerçekleştirmeye çalıştığı fakat aziz Milletimizin cansiperane çabalarıyla akamete uğrayan bir hayalleri daha 90-100 yıl sonra gerçekleşmiş olacaktır. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Küresel Derin Devlet, projelerinden ve varmak istediği hedeften asla vazgeçmez. Bu konuda akıl almaz derecede sabırlıdırlar. Ve projelerinin gerçekleşmesi için, yüzyılların bir bölümünde bulamadıkları sadık hizmetçileri, bir başka bölümünde muhakkak bulurlar.


# Hedef, Türkiye'nin şahsında İslam alemidir

Gerçekte bu hareket yalnız aziz Milletimizi bölüp parçalama hareketi değildir. Dünyada İslam'ın her bakımdam en güçlü temsilcisi durumunda olan ve Musevi Şeriatinin (ki uygulanan Musevi şeriati değil, Firavun gaddarlığıdır) yeryüzüne egemen olmasının önündeki en büyük engeli oluşturan Türkiye'nin şahsında tüm Islam Alemini, bir daha belini doğrultamayacak şekilde paralize etme hareketidir.

Değerli kardeşim,

Artık zaman, uyuma zamanı değildir. Olayları doğru anlayıp doğru değerlendirme ve kendine düşeni yapma zamanıdır. Eğer olup bitenlere kayıtsız kalınırsa, bir süre sonra bunların Türküyle, Kürdüryle, Lazıyle, Çerkeziyle hepimize yansıyan korkunç sonuçları olacaktır. Ve artık o zaman, ülkemizi bölüp parçalamaya çalışan içimizdeki gizli düşman her şeyi zapturapt altına almış olacağından duyulan pişmanlığın hiçbir faydası olmayacaktır. Kürt kardeşlerimiz de sakın şimdi yapıldığı gibi sürekli arkalarının sıvazlanacağı vehmine kapılmasınlar. Ülkemizin birlik ve beraberliğinin bozulmaması için gerekli tavrı koysunlar. Unutmasınlar ki Derin Devletin adamlarının yalnız kendilerini insandan saymak, diğer insanları hayvanlar gibi pis ve mülevves yaratıklar olarak görmek gibi sapık bir kuruntuları vardır. O sebeple kendilerine yıllarca sadakatle hizmet eden insanları bile hiç acımadan öldürmekten asla çekinmezler. Tarih sayfaları bunun yüzlerce örneği ile doludur. Bu işleri tezgahlayanlar, işe yarayacak hiçbir değeri, kendilerinden başkasına yar etmezler. Gazze'de, dün kendilerine güler yüz gösterilip büyük meblağlarla toprakları satın alınanların üzerlerine bugün fosfor bombaları yağmaktadır. Bunu hiç kimse unutmasın...

Allah'a emanet olunuz.