028  Vaadedilmiş Topraklar


Değerli kardeşlerim,

Özel iş ve seyahatlerim dolayısıyle bir süre ara vermek durumunda kaldığım yazılarıma yeni bir makale ile devam ediyorum.

Geçen yazımda, Yahudi din ve milliyet anlayışının onları, tüm insanlığın onların kulu, kölesi oldukları gibi bir düşünceye sevk eden arızalı ve hastalıklı bir anlayış olduğunu belirtmiştim. Bu anlayış sebebiyle onlar, tarih boyunca, kendileri için helâl görmedikleri birçok şeyi diğer insanlar için mübah görmüşler, hatta bir tutku haline getirdikleri bazı ülküleri uğruna, her yolu denemekten ve içinde yaşadıkları toplumlar içinde fitne ve fesat çıkarmaktan asla çekinmemişlerdir. Kuşkusuz bu durumu bütün Yahudilere teşmil etmek elbette doğru değildir. Onların iyilerini tenzih ederim.

Aslında her şey Yahudilerin, zamanın Roma İmparatoru tarafından, imparatorluğun dört bir yanına sürülüp dağıtılmasıyla başlamıştır. "Museviler milattan sonra 66 yılında, Romalıların mezalimi sonucu genel bir ayaklanmaya gitmişler, bu ayaklanma, Vespasyen zamanında Kudüsün yakılıp yıkılması, ahalinin katli ve köle olarak satılmasıyla son bulmuştu."[1] Aşağıdaki harita onların bu olaydan sonra imparatorluğun dört bir yanına dağılmasını şematize etmektedir.

Bu olaydan sonra Yahudiler sürekli bir araya gelme, tekrar Kudüse ve eski topraklarına dönme yollarını aramışlar, bunu hayatlarının vazgeçilmez bir tutkusu haline getirerek bu amaçla akla hayale gelmeyen her yola başvurmuşlardır. Çünkü onlara göre Kenan diyarı olarak adlandırdıkları bu topraklar Tanrı'nın onlara vaadettiği bir yer (Arzı Mev'ud) idi ve bu yer başkaları tarafından gasp edilmiş bulunuyordu.

(Arzı Mev'ud) yani Vaadedilmiş Topraklar, birinci derecede Kudüs ve çevresini, daha geniş anlamda da İbrahim (a.s.)'ın dolaştığı kutsal ve bereketli topraklar olarak bilinen yerleri kapsıyordu. Şimdi sizlere bununla ilgili olarak üç harita sunacağım. Bunlardan ilki İsrail'li çocuklar için hazırlanmış Yahudi boylarının yerleşim yerlerine göre vaadedilmiş toprakları; ikincisi İbrahim (a.s.)'ın seyahat yollarını, üçüncüsü de Bereketli Hilâl olarak adlandırılan toprakları göstermektedir.

İşte Yahudiler yüzyıllardır bu haritalarda gösterilen toprakları ele geçirmek için çırpınıp durmaktadırlar. Onların ele geçirmeye çalıştığı vaadedilmiş topraklar, Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesini de kapsayacak şekilde aşağıdaki haritada görülmektedir.

Görüldüğü gibi Vaadedilmiş Topraklar (Arzı Mev'ud) , Nil'den Fırat'a kadar uzanan, ve dolayısıyla Mısır, İsrail, Lübnan, Ürdün, Suriye, Irak, Türkiye ve Arabistan'ın bir kısmı da dahil çok geniş bir alanı içine almaktadır. Bir başka ifade ile, binlerce yıldan beri bütün Yahudilerin gözü bu topraklar üzerinde olup onlar vazgeçilmez bir tutku halinde yüzyıllardır buraları ele geçirme çabası içindedirler.

Şimdi bu satırları okuyan birçok insan: "Ne olmuş yani, her milletin buna benzer arzuları olabilir. Her hayal mutlaka gerçekleşecek diye birşey mi var! Üstelik Yahudilerin gücü ne ki!" diye düşünebilir. Ama gerçek hiç de onların sandığı gibi değildir. Yahudiler bu amaçlarına ulaşmak için yüzyıllardır oldukça gerçekçi, planlı, hesaplı, kararlı bir davranış içine girmişler; bunun için çeşitli gizli örgütler kurmuşlar; dünyanın para, bilgi ve istihbarat kaynaklarını ele geçirerek bazen hile ve desise ile, bazen riyakârlıkla, bazen insanların psişik ve ahlâkî zaaflarından faydalanarak, bazen iyilik ve güzellikle onları ikna ederek amaçlarını gerçekleştirmek uğrunda çok önemli bir yol almışlardır. Hatırlayacağınız gibi, meselenin daha iyi anlaşılması için ben bu yazılarıma bugün dünyayı yöneten bu örgütleri tanıtan bazı makalelerden alıntılar yaparak başlamış idim. İnşaallah, Allah nasip eder de sonraki yazılarımı yazmak olanağı bulursam mesele çok daha iyi anlaşılacaktır.

Şimdilik Allah'a emanet olunuz.


-------------------------------
[1] Ziya Uygur, ----. İnkılaplar, ihtilaller ve siyonizm, s.219. Üçdal Neşriyat Kollektif Şti.