030  Tapınak Şövalyeleri


Değerli okuyucularım,

Daha önce kendisinden alıntılar yaptığım Doç.Dr. Abdurrahman Küçük Beyin, "Yahudilikdeki arz-i mev'ud anlayışının boyutları" adlı araştırmasında da belirtildiği gibi Yahudi "Arz-ı Mev'ud" ülküsünün üç temel hedefi vardır: İlk planda "Kudüs ve çevresi"ni ele geçirmek, ikinci planda "Nil'den Fırat'a" kadar olan bölgeyi sahiplenmek, üçüncü planda da "bir dünya egemenliği" kurmak. Dünyada oluşturdukları bütün toplum mühendisliği hareketlerinin hemen hepsi bu temel amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenmektedir. Bu gerçeği bilip olaylara o gözle bakmadan Türkiye'de ve dünyada gelişen olayların mahiyetini doğru biçimde değerlendirmek mümkün değildir. İnsanları bu yönde aydınlatmak isteyenlere "Bunlar komplo teorileridir" diyerek olup bitenleri gözden ırak tutmaya çalışsalar da, gelişen olaylar, onların komplo teorisi dediği şeylerin zaman içinde nasıl gerçeğe döndüğünü ayna gibi göstermektedir.

Tarih içinde bu "Arz-ı Mev'ud" amacına ilk hizmet eden kuruluş, Tapınak Şövalyeleridir. Tapınak Şövalyeleri, Harun Yahya'nın "Tapınak Şövalyeleri" adını taşıyan kitabında şu şekilde anlatılmaktadır:

"Tapınakçılar, ... kökeni Haçlı Seferleri'ne dayanan bir örgüttür. Hıristiyanlık uğruna savaşmaya and içmiş bir Haçlı tarikatı olarak kurulmuş, ancak zamanla hem sapkın bir öğretiye kapıldığı hem de maddi çıkara dayalı kapitalist bir düzen kurduğu için Kilise ile ters düşmüştür."

"Tapınakçılar hakkındaki söylentiler sonucunda tarikat, Fransa Kralı ve Papa'nın ortak kararıyla dağıtılmış ve şövalyeler tutuklanmıştır. Yıllar süren sorgulamalar sonucunda tarikatın gerçekten sapkın bir öğretiye inandığı, bugün satanizm gibi akımlarda gördüğümüze benzer kara büyü ayinleri yaptığı ortaya çıkmış ve örgüt tamamen yasaklanmıştır."

"Hikayenin asıl ilginç yönü ise, Tapınak Şövalyeleri tarikatının dağıtılmasından sonra başlar. Yaygın kabule göre, tarikat varlığını yer altında sürdürmüş, Kilise'ye ve genel olarak İlahi dinlere karşı şiddetli bir aleyhtarlık geliştirerek yaşamış ve uzun vade içinde masonluk olarak bildiğimiz örgüte dönüşmüştür."

"Bugün masonluğun en üst derecelerine varanlar 'Tapınağın Koruyucusu' gibi şövalye ünvanları alırlar."[1]

Aynı kaynakta tapınakçıların amacı da şöyle anlatılmaktadır.

"Masonluğun tanınmış isimlerinden biri olan 33. dereceden Büyük Üstad Albert Pike (1809-1891), masonluğun temel eserlerinden biri kabul edilen Morals and Dogma adlı kitabında, Tapınakçıların gerçek amacını şöyle açıklar:

[1118'de, aralarında Geoffroi de Saint-Omar ve Hugues de Payens'in bulunduğu, Doğu'daki dokuz Haçlı şövalyesi kendilerini dine adadılar ve Photius zamanından beri Roma'nın dinsel otoritesine gizli ya da açık daima düşmanlık gösteren bir Piskoposluk olan Constantinople Patriğinin önünde ant içtiler. Tampliyeler'in ilan edilen görevi, kutsal yerleri ziyarete gelen Hıristiyanları korumaktı. Gizli amaçları ise, Ezekiel'in haber verdiği modele uygun olarak Süleyman Tapınağını yeniden inşa etmekti...]

"Her ikisi de mason olan İngiliz yazarlar Christopher Knight ve Robert Lomas da, The Hiram Key adlı kitaplarında Tapınakçıların kökeni ve amaçlarına yer vermektedirler. ... Yazarların tezine göre, Tapınakçılar Kudüs'te bulundukları dönemde gerçekten de büyük bir değişim yaşamışlar, Hıristiyanlık inancı yerine başka öğretiler kabul etmişlerdir. Bunun temelinde ise, Kudüs'teki Hz. Süleyman'ın Sarayında "keşfettikleri bir giz" yatar. Zaten Tapınakçıların Kudüs'teki asıl hedefleri, Hz. Süleyman'ın Sarayının harabelerini araştırmak olmuştur. Yazarlar, tarikatın asıl hedefinin çok daha farklı olduğunu şöyle açıklarlar:"

[Tapınakçıların kurucularının herhangi bir zaman hacılara koruma sağladıklarına dair hiçbir kanıt yoktur, ama öte yandan Herod Tapınağı'nın (Süleyman Tapınağı'nın yeniden inşa edilmiş hali) yıkıntıları altında yoğun araştırma kazıları yaptıklarına dair son derece ikna edici kanıtlar buluyoruz.]

"Tapınakçıların Hıristiyan bir dünyada doğmalarına, Hıristiyan kökenden gelmelerine rağmen, Hıristiyanlıktan tamamen farklı bir inanca ve felsefeye bağlanmalarına neden olan, onları sapkın ayinlere, kara büyü ritüellerine yönelten bir 'kaynak' olmalıdır."

"İşte bu kaynak, pek çok tarihçinin ortak görüşüyle, Kabala'dır."

"Kabala, Tevrat'ın ve diğer Yahudi dini kaynaklarının gizli mânâlarını araştıran bir öğretidir. Ancak konuyu biraz daha yakından incelediğimizde, karşımıza daha farklı gerçekler çıkmaktadır. Bu gerçeklerin bizi ulaştırdığı sonuç ise, Kabala'nın, Yahudiliğin temeli olan Tevrat'tan da önce var olan, Tevrat'ın vahyedilmesinden sonra Yahudiliğin içinde yayılan, "pagan" yani putperest kökenli bir öğreti olduğudur."[1]

Değerli okuyucularım, görüldüğü gibi, Yahudi emellerine hizmet eden Masonluk ve onun menşeini aldığı Tapınak Şövalyeleri örgütü esas olarak "Kabala" ögretisine dayanmaktadır. Bu öğreti ise Allahü Tealâ'nın vaz ettiği dinlerin getirdiği iman ve güzel ahlâk esaslarını yok ederek, insanı, şeytanî materyalist bir karanlığa sürüklemeye çalışmaktadır. Bunun adına da "aydınlanma" diyorlar. Zaten tarih boyunca yaptıkları bütün çirkin işleri hep güzel isimlerle kamufle etmişlerdir. Osmanlıyı Özgürlük, Kardeşlik, Gelişme sloganlarıyla darmadağın ettiler. O sebeple bunların cilâlı sözlerine pek fazla itibar etmemeli, bu çekici sözlerin altında yatan çirkin emelleri iyi kavramaya çalışmalıdır. Ne yazık ki müslümanlar, iyi niyetleri ve kimseye kötü zanda bulunmama erdemleri sebebiyle, çoğu zaman, bu örgütlerin hile ve desiselerine aldanmakta, yanıldıklarını ancak her şey olup bittikten sonra gerçeklerle yüz yüze geldiklerinde anlamaktadırlar. Böyle bir duruma düşmememin yolu ise, bu örgütleri ve onların gizli emellerini doğru şekilde bilmektir.

Allah'a emanet olunuz.


-------------------------------
[1] Harun Yahya, 2009. Tapınak Şövalyeleri, 3.baskı. Araştırma Yayıncılık, Talatpaşa Mah. Emirgazi Caddesi, İbrahim Elmas İş Merkezi, A Blok, Kat 4, Okmeydanı - İstanbul