035  Kaos, rastlantılarla düzene dönüşmez


Değerli okuyucularım,

Masonluğun temsil ettiği materyalist felsefenin ikinci temel yanılgısı da "evrenin bir kaos ortamından rastlantılarla evrimleşerek bir düzene dönüştüğü" varsayımıdır. Bunun için "Evrim Teorisi"ni ortaya atmışlar ve insanın bir sivrisinekten nasıl evrimleşerek ortaya çıktığını gösterebilmek için de onbinlerce kitap yazmışlardır. Türler arasındaki benzeşen nitelikleri de insanlara bu düşüncelerini ispatlayan bir kanıt gibi sunmuşlardır. İlkokul kitaplarındaki maymundan insana geçiş figürlerini hatırlayın. Hatta bu nazariyeyi güçlü lobileriyle akademik çevrelerde bir tabu haline getirmişler, bu nazariyeyi kabul etmeyen bilim adamlarını da adeta afaroz etmişlerdir.


# Benzeşen nitelikler, evrimi kanıtlamaz

Önce şunu hemen belirteyim. Türler arasında benzeşen nitelikler olması, hatta bir türün niteliklerinin diğerindeki aynı niteliklere göre daha üstün sayılabilecek değerler taşıması, mutlaka bir türün diğerinden evrimleşerek geliştiği anlamına gelmez. Bunun böyle olduğunu kabul etmek için hiçbir mantıkî zorunluluk yoktur. Diyelim bir ayakkabı fabrikası toplumun değişik kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için değişik nitelikte ayakkabılar üretiyor. Şimdi zenginler için üretilen ve derisiyle, tabanıyla, dikişiyle, taban astarıyla çok daha üstün özellikler taşıyan bir ayakkabı, fakirler için üretilen daha adi ayakkabılardan evrimleşerek mi gelişti diyeceğiz? Ya da bir otomobil fabrikası binek otomobil üretirken, toplumda büyük bir ihtiyaç olduğunun farkına vararak 4x4 arazi arabaları üretmeye başlasa, sonra üretilen 4x4'ü önce üretilenin evrimleşmiş bir türü mü saymamız gerekir?

Ancak Kabala'nın materyalist görüşlerinden beslenen, madde aleminden başka gerçek tanımayan, yaratılış vakıasından habersiz ve bir "Yaratıcı"yı asla kabul etmeyen kişiler için elbette böyle yorumlamaktan başka çare yoktur. Yoksa şu ortada bulunan mükemmel düzeni ve mevcut durumu, bir düzenleyici olmadan, başka türlü nasıl açıklayabilirler?

[Lütfen linki tıklayarak "http://www.esinti.biz/mak/013.htm" adresindeki "İlahî düzeni anlamak" başlıklı yazı dizimizi okuyunuz.]


# Düzenleme; akıl, bilgi, planlama gerektiren bir iştir.

Masonların "kaos ortamının rastlantılarla evrimleşerek bir düzene dönüştüğü fikri" elbette çok tutarsız bir düşüncedir. Hiçbir düzen kendiliğinden oluşmaz. Her düzenin veya karmaşanın, mutlaka gizli veya açık bir düzenleyicisi, bir organizatörü vardır. Tesadüflerle kaostan düzen oluşmaz. Çünkü düzen demek, unsurları, yönetimi, iletişimi, güvenliği, enerji, destek, bakım ve onarımı belli esaslara bağlanmış, işleyiş kuralları belirlenmiş dinamik bir yapı demektir. Bunlar sağlanamadığı zaman zaten düzen dağılır gider. Tertip ve tanzim için kural koymak, akıl, bilgi ve yetenek gerektiren bir iştir. Tabiatta bunlar var mıdır?

Her düzenin bir "kuruluş amacı" vardır. Her düzen, önceden belirlenen bu amacı sağlayacak şekilde "organize" edilir. Bu organizasyon içinde de belli işleri yapacak belirli "birimler" oluşturulur. Ve her unsur kendi işlevine uygun niteliklerle donatılır. Birimlerin birbiriyle ilişkilerini belirleyecek "kurallar" konur. Enerji nasıl sağlanacak? Malzeme nasıl tedarik edilecek? İletişim nasıl kurulacak? Destek hizmetleri nasıl yürüyecek? Güvenlik, bakım ve onarım nasıl sağlanacak? Bütün bunlar önceden belirlenmek zorundadır. Ve bütün bunlar için de bilgi gerekir, akıl gerekir, muhakeme gerekir, fizibilite ve planlama gerekir. Şimdi birisi ortaya çıkarak akıldan, bilgiden, muhakemeden yoksun, taş, toprak ve sudan ibaret tabiatın tesadüflerle bunu nasıl becerebildiğini bana açıklayabilir mi?


# Kaos, rastlantılarla düzene dönüşmez

Değerli okuyucularım, bir kere hiçbir karmaşa ve kaos ortamından rastlantılarla bir düzen ortamı oluşmaz. Eğer öyle olsaydı trafik kanunları çıkararak, trafik kuralları belirleyerek trafiği düzenlemeye gerek olmazdı. O trafik karmaşası içinden rastlantılarla kendiğinden tıkır tıkır işleyen bir trafik düzeni ortaya çıkardı.

Şmdi lütfen belleğinizi zorlayarak yakın çevrenizden çok uzak çevrenize doğru bir bakın. Hatta tarih bilgilerinizi yoklayarak yakın geçmişten çok uzak geçmişe doğru bir gezinti yapın. Ve var olan kurulu düzenleri bir hatırlamaya çalışın. Devletleri, orduları, dernekleri, alışveriş merkezlerini, spor tesislerini, güreş müsabakalarını, konserleri, kayık yarışmalarını, gezinti parklarını, pazar yerlerini, düğünleri, mitingleri, hatta tarihte ortaya çıkmış öğrenci nümayişlerini, isyan ve ayaklanmaları hatırlayın. Bunların içinde hiçbir "düzenleyicisi", "tertipleyicisi", "organizatörü" olmayan, kendiliğinden tesadüflerle oluşmuş bir tane bulabilir misiniz? Hayır bulamazsınız. Bunların içinde belki de en kendiliğinden gelişebilecek olanlar, nümayişler, isyan ve ayaklanmalardır. Çünkü bunlar çoğu kere egemen yöneticilerin zulümleri sebebiyle toplumda belli bir hınç birikiminin ortaya çıkardığı hareketlerdir. Bunların bile zamanında insanların gözlerinden kaçan, kendilerini ustaca gizlemiş, gizli bir tertipcisi olduğu yıllar sonra tarihi belgeler ortaya çıktıkça anlaşılmaktadır.


# Kendi kanunlarını, tabiat mı yarattı?

Evren dediğimiz içi içe sistemlerden oluşmuş mükemmel bir "düzen"dir. Bu düzeni ayakta tutan belli fizik, kimya, biyoloji, jeoloji kanunları vardır. Şimdi bu kanunları tabiat mı vaz etti? Yerçekimi kanununu tabiat mı koydu? Isınan cisimlerin genleşme kurallarını tabiat mı belirledi? Suyun, havanın ışık geçirgenliğinin tabiat mı belirledi? Proteinlerin amino asit dizilişlerini tabiat mı düzenledi? Eğer siz bunlara "evet" derseniz, ben de size "Hadi canım sen de", derim...

Değerli okuyucularım, o sebeple Kabalistlerin kaos ortamlarının evrilerek bir düzene dönüştüğü varsayımlarının hiçbir bilimsel ve mantıkî temeli yoktur. Ve bu, onların, Allah'ın varlığını reddetmedeki ısrarlı tutumlarından kaynaklanan, içinde birçok tutarsızlıkları olan, muhayyile ürünü görüşlerinden başka bir şey değildir. Evrende mükemmel bir "düzen" vardır ve bu düzen kaosun evrimleşmesiyle ortaya çıkmamıştır. Bilakis Ulu Yaratan tarafından evren yaratılırken tesis edilmiştir. Ve neyin hangi sınırlar içinde değişime uğrayacağı da önceden belirlenmiştir. Bu değişimleri evrim sanmak, bir akıl tutukluğudur.

Allah'a emanet olunuz.