043  Mason Bektaşiler


Değerli okuyucularım,

Üzerinde hiçbir açıklama ve yorum yapmadan sizlere özetleyerek aktardığım Bojidar Çipof'un yazısı üzerindeki düşüncelerimi daha sonra ayrıca açıklayacağım. Ancak ona geçmeden önce masonların Türk devlet ve siyaset hayatındaki rollerini doğru şekilde anlayabilmek bakımından bugün sizlere bir başka kitaptan bir özetleme daha sunmak istiyorum. Daha doğrusu aşağıda kaynağını verdiğim Faruk Arslan Beyin Mason Bektaşiler" kitabının kendi sitesinde yayınlanmış tanıtım yazısından[1] bir özetleme bu. Buyrun okuyun... Tarihimizin gizli kalmış yönleriyle ilgili çok yararlı bilgiler edineceksiniz.

"Masonik Bektâşilikten rahatsız olan .. alevîlerden Teoman Şahin’in tespitleri kitabın 105-126. sayfalarında yer alıyor."

"1200-1500 yılları arası dönemin başlarında Hacı Bektâş, Selçuklu sarayının hemen yanıbaşına Sulucakarahöyük’e gelip yerleşiyor. Herhangi bir tarikat kurmuyor. Çevresindeki .. kitlenin Bekt⺒ın dini bilgisi olduğuna inandığı açık. Bektâş Horasan’lı Türk kökenli. Sünnî bir mutasavvıf olarak kabul ediliyor."

"1500-1826 arasında mutasavvıf bir Sufi olan dindar Osmanlı sultanı 2. Bayezid tahta geçiyor ve Anadolu’daki tüm dini yapılaşmalara el atıyor. Anadolu Alevîliğinin temellerini atan padişah sıkı bir müslüman. Dimetoka'dan Balım Sultan’ı Sulucakarahöyük’e tayin ediyor. Var olan yapılanmayı tarikat yapılanmasına dönüştürüyor."


# Bektaşiler, Sabatayistlerin etki alanında

"1826-1923 arasında, yeniçeriler yabancı unsurların da etkisiyle sarayda etkin rol oynuyorlar. Osmanlı bu ordudan kurtulmak istiyor. Yeniçeriler 1826 yılında acımasızca katledilince aradaki ilişki nedeniyle bundan Bektâşi dergâhları da etkileniyor. Bu dönemin başını Bektâşiliğin Osmanlı kontrolünden çıkmasının başlangıcı olarak kabul ediyoruz. Bu dönem, Anadolu’ya yavaş yavaş hâkim olan Sabatayist unsurların egemenliğe üst düzeyde etki ettikleri dönemin de başlangıcı oluyor. Sünnî Osmanlıdan darbe yiyen Bektâşiler, Sabatayistlerin etki sahasına giriyorlar."

Değerli okuyucularım, burada konuya yabancı olanlar için çok kısa bir açıklamada bulunmak istiyorum. Yazarın Sabatayistler olarak nitelediği grup, Sabetay Sevi olarak bilinen, mesihlik iddiasında bulunup birçok olaya karıştıktan sonra mahkemeye çıkarılıp kerhen müslüman olan Musevi din adamının müridleri olan Yahudi dönmeleridir. Türk devlet ve siyaset hayatında oldukça etkin bir rol oynayan Sabetaycılar hakkında da, Allah (c.c.) nasip ederse, daha sonra sizlere bazı kısa bilgiler aktaracağım. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim:

"1923-1980 arası dönem Bektâşiliği, artık İslam’ı açık açık eleştirmektedir. Atatürk de artık Bektâşilerin kutsallarından birisidir. Sabatayistlerin güçlenmesi, Bektâşilerin de güçlenmesi anlamına geliyor. Ancak Ekim Devrimi’yle gelişen sosyalist sol etki Bektâşi Dedelerinin etkisini kırıyor. 1968’den 12 Eylül 1980 darbesine kadarki dönemde artık Bektâşi Dedeleri topluma hâkim değildir."

"1979 İran İslam devrimi, on iki imamın isimlerini gündeme getirdi ve hemen akabinde civar Müslüman ülkelerde garip darbeler olmaya, iktidarlar değişmeye başladı. Anadolu Alevîleri, unuttukları on iki imamın İslami anlayışını, görüşünü, fıkhını bu etki sayesinde öğrendi ve bunu Alevîyim diyen halka da anlatmaya başladı."

Teoman Şahin’in bu tespitlerinden sonra yazar, Mason Bektâşileri anlatmaya devam ediyor:


# Osmanlı'yı ve Türkiye'yi mason Bektaşiler yönetiyor

"Osmanlı İmparatorluğunu ve Türkiye'yi yaklaşık iki asırdır Mason Bektâşilerin kurduğu derin örgütler yönetiyor."

"Osmanlı ve Türkiye’de dış istihbaratlara çalışan casus ve ajanların pek çoğunun Bektâşi kimliği kullanması ve mason olması tesadüf değildir."

"1826’de Yeniçeri Ocağı 2. Mahmut tarafından fesh edilip, tekkeleri kapatılınca Bektâşiler, Mason Locaları ile işbirliği içine girdiler. Pek çok Bektâşi şeyhi Mason oldu. Konunun uzmanı İrene Melikoff’a göre, Bektâşiler kendilerini korumak için masonluğa girdiler. Hatta Bektâşilik masonluk ritüellerinden etkilendi. Üçler, Beşler, Yediler kavramı Masonluktan girmedir. Bektâşiler sonraki dönemlerde Genç Osmanlılar, Jöntürkler ve İttihat-Terakki içinde etkin rol oynadılar.”

"1850’den bu yana Bektâşilik, Mevlevîlik ve Melamilik arasına karışan masonlar, özellikle Alevî Bektâşiliği derinden etkilediler. 1908 ile 1918 arasında Osmanlı İmparatorluğu’nu idare eden İttihat ve Terakki Partisi’nin hemen hemen tüm mensupları masondu denir, ancak nedense Bektâşi kimlikleri söylenmez."

"Noyan, sunduğu listede aşağıdaki isimlerin hepsini ‘ortak payda’ Bektâşilikte birleştiriyor:

Mustafa Kemal Atatürk, Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Saydam, Mithat Paşa, Talat Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Abdullah Cevdet, Muallim Naci, Ahmet Rasim, Kazım Karabekir, Behçet Kemal Çağlar, Rıza Tevfik, Neyzen Tevfik, Şair Eşref, Ahmet Refik Altınay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal Beyatlı, Hilmi Ziya Ülken, Ali Nihat Tarlan, Samih Rifat Çağatay, Nuri Halil Poyraz, Şükrü Şenozan, Şemsi Yastıman … daha eskiler de var: 2. Murat, Kanuni Süleyman, Tepedelenli Ali Paşa, Fuzuli.”


# İmparatorluğun kuruluşunda Hacı Bektaşi Veli hazretleri

“Hoca Ahmet Yesevî ve Alperenleri ile Batinî Bektâşiliğin dinsel akraba sayılarak bağdaştırılması, Masonik Bektâşilerin bir hilesidir. Yesevi’nin Hanefi itikadında bir Kalenderi şeyhi olduğu söylenebilir, .. Yesevi Maturidir ve şeyhi Yusuf Hemedani adlı Hanefi âlimidir.”

"Velâyetname-i Hünkâr Hacı Bektâş Velî El Horasani’de, Bektâşilerin Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda birinci derecede etkili olduklarını, hatta Ertuğrul Bey’in ölümünden sonra Osman Bey’in Kayı aşiretine Bey olmasını Hacı Bektâş Velî‘nin sağladığını gösteren bir bölüm bulunmaktadır. Bu anlayış Bektâşilerin, en azından 1826 yılına kadar, bu devlet bizim kurduğumuz devlet diye sahip çıkmalarının tarihi, siyasi, dini ve psikolojik temelini oluşturmaktadır.”

“İttihat ve Terakki, daha doğrusu bu cemiyetin özünü teşkil eden Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, bazı Mason locaları ile iç içe denilebilecek kadar ilişkili olmuştur. İttihat ve Terakki’nin özümseyip uygulamaya çalıştığı Hürriyet-Eşitlik-Kardeşlik şeklindeki Fransız ihtilal sloganının konuşulması ve uygulaması için, Batı uygarlığı ürünü locaların hürriyetçi ve insan haklarını gözeten havası, cemiyet üyelerine son derece uyumlu geldiği gibi; Masonluğun geneldeki zulme ve monarşilere karşı mücadele ve masum insanları hürriyete kavuşturma ideali; Cemiyet’in İstanbul istibdadına karşı sürdürdüğü benzer eylemle tamamen örtüşmüştür.”

Sizleri daha fazla sıkmamak için aktarmalara burada son veriyorum. Bir sonraki yazımda devam edeceğim, inşaallah.

Allah'a emanet olunuz.


-------------------------------
[1] http://www.farukarslan.com/?page_id=405