045  Sabetay Sevi ve Sabetaycılar


Değerli okuyucularım,

Faruk Arslan'ın kitabında sık sık "Sabetayistler"den ve bunların Bektaşi tarikatlarıyla ilişkilerinden bahsediliyor. Peki, kimdir bu sabetayistler? Sabetaycılık nedir? Türk toplum ve siyaset hayatı üzerindeki etkileri nelerdir? Şimdi biraz da bunlara değinelim.

Sizlere aşağıda adreslerini vereceğim bazı kaynaklardan alıntılar yaparak, Sabetaycılar'la ilgili bazı dikkate değer bilgiler aktarmak istiyorum. Lütfen sabırla okumanızı tavsiye ederim. "Sabetaycılar"ı anlatmak için dilimizde "dönme" sözcüğü kullanılmaktadır. Önce bu mezhebin kurucusu Sabetay Seviyi tanıyalım ve bunlara niçin "dönme" dendiğini anlamaya çalışalım:

"Bu gizli mezhep; İzmir'de Türkler arasında Kara Menteş lakabıyla anılan İspanyalı muhacir bir yahudinin oğlu olan Sabetay Sevi (1632-1675) tarafından kuruldu. Hahamlık tahsil ederken "Zahor" yorumuyla "Kabbala" adı altında toplanan teosofik fikirlere merak saran bu genç Yahudi, o asırda zuhuru beklenen Mesihin kendisi olduğu iddiasıyla ortaya çıkmış ve İzmir'de 1648 senesinde mesihliğini ilan etmişse de, bu iddiasında fazla ısrar etmemiş, fakat Mısır, Kudüs ve Atina'ya yaptığı bir geziden sonra 1666'da mesihliğini tekrar ilan etmişti. İzmir yahudilerinden etrafında pekçok taraftar toplanmış ve şöhreti bir taraftan da Budin'e, diğer taraftan Lehistan, Almanya, Hollanda, İngiltere, İtalya ve Kuzey Afrika'ya kadar yayılmıştı."[1]


# Sabetay Sevi, Mehmet Efendi oluyor

"Sabatay Sevi, Mûsevîlerin dînî âyin ve törenlerinde bâzı değişiklikler yaptığı gibi, sinagoglarda okunan duâların çoğunu değiştirdi. Mûsevîler kendisini bir kral olarak görmeye başladılar. O ise kendisini kralların kralı olarak görüyordu. Dünyâyı kendi hesâbına göre 38 krallığa böldü. Her birine de, kardeşlerini ve sâdık adamlarını tâyin etti. Çeşitli beyannâmeler yayınlayarak, Osmanlı idâresine karşı harekete geçti. Mûsevîler Müslümanlara karşı taşkınlıklarını arttırdılar. Mûsevîlerin Müslümanlara karşı yaptığı işler ve Sabatay Sevi’nin durumu üzerine Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa, sahte Mesih ile hakkında düzenlenecek evrâkın İstanbul’a gönderilmesini emretti. Yakalanan Sabatay Sevi ve adamları, 1668 senesi Ocak ayında İstanbul’a gönderildi. İstanbul’a getirilen Sabatay Sevi, sorgulamasında korkusundan yaptıklarını inkâr etti. Sadrâzam Kaymakamı Mustafa Paşa, Şeyhülislâm Minkârizâde Yahya Efendi ve Sultan’ın imâmı Vânî Mehmed Efendi huzurunda kendisinin Mesih olmadığını söyledi, yaptıklarını inkâr etti ve Müslüman olduğunu îlân etti. Mehmed Efendi ismini aldı. Böylece Osmanlı târihinde dönmeler meselesi başlamış oldu.

Onun Müslüman olmuş görünmesiyle ilgili olarak Vânî Mehmed Efendi: “Bu adamın Müslümanlığı kalbî hisler ve ihlâsla kabul ettiğine kâni değilim. Fakat dînimiz şüpheyi reddeder ve kişinin îmânı üzerine hüküm ancak cenâb-ı Hakk’ındır. Bu îtibârla ihlâsla Müslüman olmasını niyâzdan başka şey yapamam.” demekten kendini alamadı.

Sabatay Sevi’nin Müslüman olmuş görünmesi Türkiye ve diğer memleketlerdeki Yahûdîler arasında şaşkınlığa sebeb oldu. Sabatay Sevi, taraftarlarını yatıştırmak için de; “Tanrı beni İsmâilî yâni Müslüman yaptı. Ben kardeşiniz kapıcıbaşı Mehmed’im. O öyle emretti. Ben itâat ettim.” dedi. Müslüman olmuş görünmesine rağmen Mesihlik iddiâsından vazgeçmedi, eski faaliyetlerine devam etti.


# Mesihlik iddiasından vazgeçmiyor

Bu arada pâdişâha ve müftüye başvurarak Yahûdîleri hidâyete dâvet etmek üzere kendisine izin verilmesini istedi. Sabatay’a sinagoglarda isteyenlere Müslümanlığı anlatması için müsâde çıktı. Bundan istifâde ederek taraftarlarını toplamaya çalıştı. Müslümanlar arasına giren Mûsevîler, kıyâfetlerini değiştirip Ahmed, Mehmed, Mehmed Ali, Abdullah, İsmâil gibi isimler almaya başladılar.

Mehmed ismini aldıktan sonra, mesihlik iddiâsından vaz geçmeyen Sabatay Sevi, Selânik ve İstanbul’dan sonra, sürgüne gönderildiği Bağdat ve Ürgüp’te kaldı. Bu arada Sabatayistlik, yâni dönmeliğin esas inanış ve ibâdetlerini bir araya toplayan on sekiz emri yayınladı ve kutlayacakları bayram günlerini tesbit etti. Dönmelerin uyması gereken 18 maddelik; “On sekiz emir” denilen nizamnâmenin hülâsası şöyledir: “Allah’ın birliğine ve Sabatay Sevi’nin Mesihliğine inanılacak, yalan yere yemin edilmeyecek, Allah’ın adı anıldığında saygı gösterildiği gibi, Mesih’in zikri geçince de saygı gösterilecek, Mesih’in sırrını anlamak için toplantılar yapılacak. Adam öldürülmeyecek, zînâ edilmeyecek, Yahûdî yılının dokuzuncu ayı olan Kislev’in 16. günü bayram yapılacak. Yalan yere şâhitlikte bulunulmayacak, birbirlerine karşı mürüvetli ve merhâmetli davranılacak, her gün Mezâmir okumaya gizlice devâm edilecek. Müslüman Türklerin âdetlerine onların gözlerini boyamak maksadıyla riâyet edilecek. Ramazan orucunu tatbik için sıkıntı çekilmeyecek, aynı şey Kurban için de yapılacak. Dînî merâsimlere zâhiren uyulacak, Müslümanlarla evlenmekten kaçınılacak. Kamerî ayların ilk günlerine dikkat ve hürmet gösterilecektir.”


# Fâzıl Ahmed Paşa'yı kandıramıyor

Bu emirleri neşreden Sabatay Sevi’nin yaptığı işler, Sadrâzam Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'ya anlatılınca, onu çağırıp sorguya çekti. Sabatay Sevi; “Aman efendimiz! Hakkımda size söylenenlerin hepsi yalan ve iftirâdır. Bir takım dost ve akrabâlarımı etrâfıma topladığım doğrudur. Ama bunun hakîkî sebebi onları da hidâyete erdirip Müslüman eylemektir. Eğer bu suç ise türlü cezâya râzıyım. Boynum kıldan incedir.” dedi. Sadrâzamı bu sözlerle kandırdığını zanneden Sabatay Sevi, Kuruçeşme ve Kağıthâne’de taraftarlarıyla gizlice İbrânice âyin yapıp duâlar okurken yakalandı. Adamlarıyla birlikte Arnavutluk’a sürüldü. Bir müddet orada kalan Sabatay Sevi, 30 Eylül 1675’te Berat kasabasında öldü."[2]

Bugünlük bu kadar. Allah'a emanet olunuz.


-------------------------------
[1] http://www.islamustundur.com/sabetaizmnedir.html
[2] Yeni Rehber Ansiklopedisi, Dönmeler bahsi